Elif Şafak'ın Mahrem Kitabındaki Çocuk İstismarı Satırları

Abdullah Şevki'nin çocuk istismarını öven ifadelerinin ardından ona benzer satırları ünlü yazar Elif Şafak'ın da kaleme aldığı iddia edildi

Elif Şafak'ın Mahrem Kitabındaki Çocuk İstismarı Satırları

Abdullah Şevki isimli şahsın çocuk istismarına dair yazdığı ifadelerin ortaya çıkmasının ardından benzer satırların Elif Şafak tarafından da kaleme alındığı ileri sürüldü. Şafak'ın Mahrem kitabında pedofiliyi öven ifadeleri kullandığı öne sürüldü.

Abdullah Şevki isimli şahsın, Zümrüt Apartman kitabında yayımladığı çocuk istismarına ilişkin ifadeleri tepki çekmişti. Kamuoyundan gelen yoğun tepki sonucu Abdullah Şevki gözaltına alındı. Kitabın yayıncı Alaattin Topçu da emniyete teslim oldu. Şevki'ye tepkiler devam ederken Elif Şafak'ın benzer satırlar kullandığı iddia edildi.

KİTABIN SATIŞI DEVAM EDİYOR

Doğan Kitap tarafından yayımlanan Mahrem isimli kitabının 238, 239 ve 240. sayfalarında Elif Şafak'ın kaleme aldığı ifadelerin cinsel istismarı övdüğü iddia edildi. Kitabın hali hazırda bir çok online satış sitesinden de satımına devam edildiği tespit edildi.

ELİF ŞAFAK'IN MAHREM KİTABINDAKİ O SATIRLAR

“İkiii!” dedi adam. “Aç gözünü!”

Çocuk gözünü açar açmaz aydınlıkta kalmıştı. Dosdoğru aydınlığın içine baktı ve orada rakamlardan İki’yi gördü. Alelade bir rakam değildi İki. Fevkaladeydi. Tali bir yola benziyordu; anayolun güzergahından çekip koparmıştı kendini. Başladığı yeri görmek kolay, sapağı aşikardı ama menzili meçhul, nereye vardığını kestirmek ise imkansızdı. Çocuk İki’ye bakınca dehşete kapıldı. Şimdi hemen, bir saniye daha beklemeden, aldığı karara gecikmeden, İki’nin nereye vardığını görmeden kaçmalıydı buradan. Üstelik artık gözleri kapalı da değildi, ama ne yazık ki gözkeri İki’de takılı kalmıştı. Ve İki’nin olduğu yerde hep bir başkası vardı.

Başkası, pembe bir et parçasıydı. Etrafo kıvır kıvır, siyah siyah kıllarla kaplıydı. Kulların ortasından, susamış bir hayvanın dili gibi aşağı sarkmıştı. Et parçası seyredilmekten hoşlanıyor olmalıydı ki ,çocuk ona baktıkça, o da vakur bir edayla başını kaldırıyordu. Yavaş yavaş değişiyordu. Büyüyor, genişliyor, koyulaşıyordu. Palazlanıyordu; damar damar.

Kıymet Hanım Teyze’nin bacaklarındaki eflatun kablolara zerre kadar benzemiyordu bu damarlar.

Çocuk, onun böyle büyümeye devam ettiği taktirde yakında kömürlüğe sığmayacağını düşünmeye başlamıştı ki, et parçası pattadak durdu. Durdu ve beklemeye koyuldu. Dışarıda saklambaç oynayanlar da durmuş olmalıydı ki, çıt çıkmıyor, yaprak kıpırdamıyordu. Çocuk bu ölgünlüğün derinlerinde bir yerlerde, bir çift gözbebeğinin olan biten her şeyi izlediğini hissediyordu. Ne kendisine ne de yabancı adama ait olan; ne uzak ne yakın… bir başka yerden bakan. Seyrediliyordu; kim ya da ne olduğunu bilmediği bir canlı tarafından. Üzerindeki gözlerin kaynağını bulmak istedi istemesine de, oyunbozanlık edemiyor, bakışlarını et parçasından ayıramıyordu.

Tam o esnada adam yaklaşmaya başladı. Çocuksa kendi kendine, korkacak bir şey olmadığını söylüyordu. Nasıl olsa, bir sonraki rakam Üç’tü. Ve Üç hep İki’den sonra geldiğine göre, yakınlarda bir yerlerde olmalıydı. Çünkü o hiç gecikmezdi. Hata öyle çabuk gelirdi ki, ebe İki’deyken hala saklanmayı  başaramayan, Üç’te muhtemelen açıkta kalmış olurdu. Demek ki az kalmıştı bu tatsız tuzsuz oyunun sona ermesine. Nihayet çıkıp gidebilecekti Üç dendiğinde. Kömürlükten çıkacak ve bir daha adamını atmayacaktı buraya. Bir daha asla oyun oynayamayacaktı kömürlükteki yabancılarla. Çoktan pişman olmuştu olmasına da, azat edilmek için Üç’ü bekliyordu. Azcık daha… Kurtulacaktı biraz sonra.

Oysa Üç’ten evvel, et parçası geldi. Geldi ve ağzından içeri girdi. Ağzından adım adım ilerledi. Çocuk donakalmıştı. Adamsa durmadan hırlıyordu. Hırıltılar çocuğa Elsa’yı hatırlatmıştı. Gıdısı okşandığında, Elsa da aynen böyle sesler çıkartırdı. Ama giderek hızlanıyordu hırıltılar. Çocuk şimdi de, karşı evde oturan emekli tarih emekli tarih öğretmenini hatırlamıştı. Emekli öğretmen astım hastasıydı. Ne vakit merdiven çıksa, o da aynen böyle hırlardı. Ama daha, Daha da hızlanıyordu hırıltılar. Bir müddet sonra hırıltılar öyle hızlanmış, öyle çoğalmıştı ki, Çocuk artık onlar neye benzetebileceğini kestiremiyordu. Pembe et parçası bir ileri, bir geri gidip geliyordu ağının içinde ama çocuk artık onu görmüyordu. Artık hiçbir şey görmüyordu. Gözlerinin açık mı kapalı mı olduğunu bile bilmiyordu. Midesi bulanıyordu.

Derken, tam da midesi isyan bayrağını çekmişken ve ümidi kesilmek üzereyken; tam da az evvelki kıpırtısızlığına inat inatla hızlanmışken kainat ve adamın hırıltıları boğuk iniltilere dönüşmüşken; miadını doldurdu bir rakam ve miadını dolduran her rakam gibi, o da bir sonraki rakama öykündü. İki, sona ermişti.

Et parçası ağzından çıktı. Geride bıraktığı boşluğa tuhaf bir sıvı aktı. Yapış yapıştı. Tadı berbattı. Çocuk daha fazla dayanamayıp midesine kapıyı açtı. Kusmaya başladı. Et parçasının ağzına kustuğunu, o da dışarı kustu.

Artık acı sudan başka bir şey kusamadığını anladığında, ağlamamak için kendini zor tutarak başını kaldırdı. Dosdoğru yokluğun içine baktı ve Üç’ün yokluğunun, hem Bir’den hem İki’den ve hatta Üç’ün kendisinden bile beter olduğunu gördü. Çünkü adam gitmişti.

Gitmişti.

Üç demeden gitmişti.

Kaynak: haberler.com

Güncelleme Tarihi: 29 Mayıs 2019, 19:03
Türkiye Kulisi Editör 3


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
YORUMLAR
Saadet
Saadet - 2 yıl Önce

Allah bin türlü belanizi versin soğuttunuz herşeyden

Ben isim vermeyeyim
Ben isim vermeyeyim - 2 yıl Önce

Bu kitabı gerçekten öven veya buna sanat diyen vaR mı gerçekten arkadaş okurken iğrendim resmen kitap okuma isteğim kalmadi şöyle satırları bir yazar yazamaz arkadaş akıl hastası falan bu kadın işin daha da kötüsü bu olayın yıllar sonra anlaşılması.

Mahmut
Mahmut - 2 yıl Önce

Bu kitabı gerçekten öven veya buna sanat diyen vaR mı gerçekten arkadaş okurken iğrendim resmen kitap okuma isteğim kalmadi şöyle satırları bir yazar yazamaz arkadaş akıl hastası falan bu kadın işin daha da kötüsü bu olayın yıllar sonra anlaşılması.

MARUF
MARUF - 2 yıl Önce

BU EDEBİYAT DEĞİL, EDEBİYAT BÖYLE OLAMAZ...

Umut er
Umut er - 2 yıl Önce

ÇOCUK istismarı böyle mi anlatılır

Adsiz
Adsiz - 1 yıl Önce

Bu nasil kadin . Midem kaldirmadi nasil yasmis nu satirlari .bu yazar degil. Yazar dedigin insana bir sey ogreten bir sey katandir bu ruh hastasi nasil boyle bir sey yamiz... Coo sinirlendim ya

Hatice
Hatice - 3 ay Önce

Allah...

SIRADAKİ HABER