Ne Ekerseniz

Geçen hafta arkadaşlarımdan birisi, sevdiği bir şiiri okuyordu. Anımsayabildiğim kadarı ile şiirin bir bölümü şöyleydi. “Dünyada dört mevsim vardır. Ben bir tekini yaşarım. Benim her günüm kıştır” diyordu. Bir an için düşündüm; acaba Allah’ın bu şaire karşı bir kini, bir kastı mı vardır? Ona karşı gazaba mı gelmiştir? Onun mutsuzluğunu ve ıstırabını mı izlemek istemektedir. Sonsuz sevginin kaynağı olan Yüce Yaradan’ın bunları istemesi mümkün müdür? O yalnızca kullarının mutluluğunu ve gelişmesini ister; bunun için onları, gerekli olan her yetenekle, her bilgiyle donatıp dünyaya öyle gönderir. Bir kulunu diğerinden farklı görmez. Kulları arasında ayrıcalık ve eşitsizlik yapmaz. Bir kulunu kayırıp diğerini mahvetmek istemez. Biz ulaştığımız her sonuca kendi seçimlerimizle varırız. Yaşadığımız her olaya neden olan seçimleri kendi irademizle yapmışızdır. Yaradan her kuluna seçme hakkı, yeteneği ve iradesi vermiştir. Bu dünyada kim ne seçmişse, onun sonuçlarıyla da karşılaşmaya hazır olmalıdır. “Ne ekerse, onu biçeriz.”

Bazı insanlara bakarsınız; yolları açıktır, işleri bereketlidir, yaşamları boyunca hep destek görür, huzurlu yol alır, iyi sonuçlara ulaşırlar. Biz uzaktan hemen kararı verir ve “Bu insan şanslıdır” deriz. Hiç üzerinde düşünmeyiz. Neden o şanslı da, diğerleri şanssız diye kafa yormayız. Allah’ın bir kulunu şanslı, diğerlerini şanssız yaratması olası mıdır? O, her şeyi kulları için yaratır ve yararlanmaları için cömertçe önlerine serer. Bunlar arasından yaptığımız seçimlerle kendi şansımızı veya şanssızlığımızı kendimiz hazırlarız.

Allah’ın insanlara verdiği görevler, yaşamları için koyduğu kurallar ve onlardan istekleri vardır. Kullarından koşulsuz ve karşılıksız bir sevgi, yani pozitif enerjiler üreten erdemli bir yaşam bekler. Böyle yaşayan herkesin yolu aydınlanır. İşleri düzgün yürür, bereketi yüksek olur. Yürüyüşünün her noktasında destek ve kolaylıklar bulur. Kavgaları biter, mücadeleleri azalır. Yaşamı huzura ve barışa kavuşur. Uzaktan bakanlar onlara, “Ne kadar şanslı insanlar” derler. Bilmezler ki şansı hazırlayan da, şanslı yaşayan da onlardır.

Geçen gün bir arkadaşım, “İşlerim çok kötüydü. Boş zamanlarımda senin kitaplarını okudum. İşlerimin bereketinin artması ve kazancımın yükselmesi için şimdi senin söylediklerine uyuyorum. 15 günden beri müşterilere hiç yalan söylemiyor ve kötü mal satmamaya çalışıyorum. Fakat işlerimde hiç düzelme olmadı” dedi. Genellikle herkes böyledir. Yapmış oldukları her hareketin karşılığını hemen alacaklarını zannederler. Hiçbir ağaç ekildiği gün meyve vermez, uzun veya kısa bir zaman ister. İyi, kötü, ne olursa olsun, yaptığımız işlerin sonuçlarını almamız da çok değişik hesaplara ve zamana bağlıdır.

Bir insanın yaşamında 15 gün dahi hiç yalan söylememesi, her şeyi dürüst ve düzenli yapması çok önemlidir, çok güzeldir. Ama Yaradan ömür boyu öyle yaşamamızı ister. Darlanınca caymamamızı, hep erdemli yaşamamızı bekler. Bunların ödülü de hiç beklemediğimiz zamanlarda karşımıza çıkar. Önemli olan, bizim karşımıza çıkan sonuçların farkına varmamızdır. Çektiğimiz acılar içindeki uyarıları, hikmetleri, yolumuzu aydınlatan ışıkları, hayatımızı kurtaran mucizeleri fark edebilmemizdir. Bu evrende hiçbir şey yoktan var olmaz, hiçbir şey sebepsiz gerçekleşmez. Bizim Gaziantep’te bir söz vardır: “Dedenin yediği erikten torunun dişi kamaşır” derler. Her davranış ve düşünce mutlaka bir gün karşılığını bulur. Hiç kimse içinde bulunduğu durumun kendisine layık olmadığını düşünmemelidir. Herkes kendi sonucunu kendisi yaratmıştır. Herkes layık olduğu yere ulaşmıştır. Tanrı koşulsuz ve beklentisiz sevmemiz için karşımıza her gün insanlar çıkarır. Sevgi yolunda gelişmemiz ve sevgimizi eyleme dönüştürebilmemiz için fırsatlar yaratır. Bunları fark edip Allah’ın gösterdiği yolu izlemek veya hiç fark etmemek bize kalmıştır. İster gönlümüzü sevgiye açalım, istersek kapatalım, sonucu kesinlikle biz belirleriz.

Ne ekersek onu biçeriz. İster kendi yarattığımız cehennemde, istersek rahmet ve bereket içinde cennette yaşarız.

YORUM EKLE