Sağlığımız için Organik Ürün

Son birkaç yıldır pazarlarda ve marketlerde bulunan meyve sebze tezgahlarında özellikle meyvelerin albenisi dikkatinizi çekmiştir. Çoğunlukla elma gibi meyveler, sanki dalından yeni kopartılmış gibi capcanlı ve oldukça taze duruyorlar. Bir çok kişi bunun sebebinin, koruyucu olarak kullanılan PARAFİN olduğunu bilmiyor olabilir.

    Parafin ilk defa 19. yy sonlarında petrolden üretilmiştir. Daha sonra sentetik olarak üretilebilen bu madde kolay ulaşılabilir olması ve bir çok sektörde işlevsel olması nedeni ile yaygın olarak kullanılmaktadır. Günümüzde en çok eczacılık, tekstil, elektrik ve plastik gibi sektörlerde kullanılmaktadır. Ayrıca gıda sektöründe de gıdaların bozulmasını önlemek için kullanılmaktadır. 

    Hayatımızın bu kadar içine giren bir maddenin insan sağlığına etkileri son yıllarda oldukça tartışılmaya başlanmıştır. Yutulduğunda böbrek, karaciğer ve lenf bezleri gibi dokularda birikmektedir. Gıdalar veya ruj gibi kozmetik ürünlerin yutulması veya vazelin gibi cilde sürülen ürünlerin ciltten emilme yoluyla birikim yaptığı bilinmektedir. Ayrıca gıda üzerine sürülen parafinin özellikle tarım ürünlerinde kullanılan pestisitleri ürüne hapsetmekte ve yıkama işlemiyle dahi uzaklaştırmanın mümkün olmadığı bir hale getirmektedir.

    Pestisit, endüstriyel tarımda mantar, böcek ve yabani otlarla mücadele için kullanılan kimyasal maddelerin genel adıdır. Uygulandığı anda havaya, suya karışan bu maddelerin insanlar için büyük olasılıkla kansorejen oldukları bilinmektedir. Kansorejen olmanın yanında nörolojik ve psikolojik bir çok rahatsızlıkta da rollerinin olduğu düşünülmektedir. 

Ulusal bir gazetede çıkan haberde Sağlık Bakanlığı’nın 2011-2016 yılları arasında yaptığı bir araştırmaya göre Kocaeli, Antalya ve Ergene Bölgesinden alınan numunelerde pestisit kalıntısı analizi yapıldığı ve bu ürünlerin %60 ında hiçbir pestisit kalıntısı çıkmadığı; ancak %40 ında en az bir tane olmak üzere 70 civarında pestisit kalıntısına rastlandığı aktarılıyor. Bakanlığa göre mevzuatla belirtilen sınır değerleri aşan pestisit kalıntısı olan ürün oranı %2-3 arasında değişiyor. Her ne kadar sınır değer aşılmıyor olsa da her bir pestisit kalıntısı insan vücuduna girdikten sonra belirli dokularda birikmeye başlıyor ve maruziyet devam ettikçe de hastalık ortaya çıkma riski artıyor. 
           
Öte yandan özellikle yaz aylarında, ihracat ürünlerinin belli ülkelere alınmadığına dair haberleri çok sık duyuyoruz. Ürünlerde bulunan zararlı organizmalar, bu organizmaların ürünleri (aflotoksin v.b.) ve pestisit kalıntılarının o ülke için belirlenen sınır değerleri aşması bu yasaklamaların sebepleri arasında  sayılabilir. Ayrıca bu ürünlerin gümrüklerden geri döndükten sonra akıbetleri konusunda da yerli pazarlarda satışa sunuldukları ile ilgili haberler çıkmakla birlikte; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın ilgili yönetmelikleri bu konuya açıklık getirmektedir. 

Gıdaların güvenli olabilmesi ve parafin, pestisit veya zararlı organizmalar gibi insan sağlığı açısından risk oluşturan maddelerden korunmak için ulusal boyutta bir farkındalık oluşturmak gerekmektedir. Bu farkındalığı oluşturduktan sonra yapılması gerekenler ilgili bakanlıklar tarafından belirlenmeli ve bir an önce hayata geçirilmelidir. Özellikle endüstriyel tarımda kullanılan zehirlerin yerlerine biyolojik ve biyoteknik mücadele yöntemlerinin kullanılması, organik tarımın teşviki gibi adımların atılması elzem gözükmektedir. Tüketici olarak bizlerinde tezgahlarda canlı, albenisi olan ürünler yerine doğal olanları seçmemiz; sağlımızı korumak adına alınabilecek en kolay önlem olacaktır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
- 4 hafta Önce

Ne zaman hayata geçecek bunlar yada kim önderlik edecek birileri artık kabuğundan çıkmalı ve bunlara son verilmeli gelecek nesil zehirlenmemeli.