Overthinking'in Sizi Esir Almasına İzin Vermeyin!

Fazla düşünme (Overthinking)’i alışkanlık haline getiren bireyler için, yaşam kalitesini olumlu yönde etkileyebilecek 6 öneri

Overthinking'in Sizi Esir Almasına İzin Vermeyin!

Türkçeye 'fazla düşünme' olarak çevirilen 'Overthinking'; bir şeyin üzerine olması gerektiğinden daha fazla yoğunlaşarak, olayları en küçük detaylarına kadar düşünme eylemi olarak tanımlanabilir. Bu durum gün geçtikçe daha fazla kişinin muzdarip olduğu bir konu haline gelmeye başlayarak, yaşam kalitesini de olumsuz yönde etkiliyor. Yaşanılan stresin zihinsel etkilerinin yanı sıra fiziksel hasarlarına da maruz kalınmaya başlandığı noktada meditasyon ve nefes egzersizler çözüm olamayabiliyor. 

Ceotudent'ten Dilara Gür'ün derlemesiyle, fazla düşünme (overthinking)'in sorun teşkil etmeden yaşam kalitesini artırabilecek 6 madde;

1) OLMASI GEREKENDEN FAZLA DÜŞÜNDÜĞÜNÜZÜN FARKINA VARMAK, BU ÖZELLİĞİNİZDEN KURTULMANIN İLK ADIMI.

Bu alışkanlığınızla başa çıkmadan önce yapmanız gereken, fazla düşünmeye başladığınız zamanları tespit edebiliyor olmak. Kendinizi endişeli, şüpheli ya da stresli hissettiğiniz zamanlarda, bir adım geri çekilin ve bulunduğunuz duruma içerisindeymiş gibi değil de gözlemleyen ve yaptıklarınızın sonuçlarından etkilenmeyecek olan dış bir gözmüş gibi bakmayı deneyin. İşte bu anlık farkındalık, aslında sizin konuyu ele alışınızın değişmesinin anahtarı.

2) DURUMU FARKLI PERSPEKTİFLER VE ÇERÇEVELER İÇERİSİNDE ELE ALIN.

Bir şeyleri olduğundan büyükmüş ve kötüymüş gibi ele almak, her zaman daha kolay olandır ve her zaman bu yönde bir eğilim gösteririz.

Pireyi deve yapıyor olduğunuzu fark ettiğiniz sonraki seferde, kendinize beş yıl içerisinde bunun hayatınızda ne kadar büyük bir öneme sahip olacağını sorun. Ya da, duruma bağlı olarak, 1 ay içerisinde. Sadece bu basit soruyla zaman çerçevesini değiştirebilir ve bir düğmeye basmışçasına kontrol edemediğiniz endişeli düşüncelerinizin akışını durdurabilirsiniz.

3) KENDİNİZE FAZLA DÜŞÜNMEK İÇİN BELİRLİ BİR ZAMAN AYIRIN.

İlk okuyuşunuzda bu cümlenin size nasıl yardımcı olacağını anlamakta zorluk çekmiş olabilirsiniz. Öte yandan, günlük belirli bir zamanınızı fazla düşünme ve endişelenmeye ayırmak, örneğin yaptığınız bir planın olası sekteye uğrama senaryolarının hepsine kafa yormak ya da geçmişte farklı yapmış olabileceğiniz şeylerin üzerine düşünerek harcayacağınız 20 dakikalık bir zaman dilimi, bu negatif düşüncelerin sizi tüm gün boyunca etkilemesini engellemek açısından düşündüğünüzden daha faydalı olabilir.

Bu zaman dilimi içerisinde ne hakkında endişeleneceğiniz konusunda özgürsünüz, neye kafa yoracağınızın bir sınırlaması yok başka bir deyişle. Lakin bu süre haricinde, bu tarz endişe temelli düşüncelere vakit ayırmak yerine, onları bir sonraki fazla düşünmek için ayırdığınız zaman dilimine erteleyerek günlük işlerinize devam edin. Bastırmaya çalışmak yerine ertelemek, endişeli düşüncelerinizden kurtulmak konusunda kesinlikle çok faydalı olacak bir yöntemdir, zira aşina olduğunuz üzere bir şeyi bastırmaya çalışmak genellikle tam tersi bir etkiyle sonuçlanırken ertelemek yoğunluğunu ya da şiddetini azaltmak açısından oldukça etkilidir.

4) NESNENİZİN YERİNİ DOLDURUN, YANİ ODAK NOKTANIZI DEĞİŞTİRİN

Bir şeyi ne kadar görmezden gelmeye çalışırsanız, o kadar sık aklınıza gelerek çabalarınızın ters tepmesiyle sonuçlanır. Bu noktada yapabileceğiniz iki şey var: birincisi başka bir faaliyetle kendinizi meşgul etmek (kısa süreli çözüm), ikincisiyse endişelerinizin yöneldiği nesneyi bir başkasıyla değiştirmek (uzun vadeli çözüm).

Başka bir faaliyet kendinizi fiziksel olarak yormak, bir arkadaşınızla sohbet etmek, bir proje üzerine çalışmak, hatta güzel bir uyku çekmek olabilir, öyle ki 20 dakikalığına kestirmek bile iyi gelecektir. Düşüncelerinizin dağılmasını bu şekilde kendinizi meşgul ederek sağlayabilirsiniz.

Uzun vadeli çözüm olarak nesne değiştirmek, endişelerinizin ya da negatif duygularınızın yöneldiği noktayı tespit ettikten sonra atabileceğiniz bir adım. Vefat eden bir yakınınız olduğunu ve onu kaybetmeden önce istediğiniz ilgi ve şefkati ona gösterememiş olmaktan pişman olduğunuzu varsayın. Bu noktada nesne değiştirmekten kasıt, artık pişmanlık duymayı bir kenara bırakıp çevrenizdekilere o kişiye gösterememenin pişmanlığını duyduğunuz ilgi ve desteği göstermeniz manasına geliyor.

Bir arkadaşınızla tartıştığınız için modunuzun düşük olduğunu hissediyorsanız, moral bozukluğunuza odaklanmak yerine çevrenizdeki diğer insanlarla iyi vakit geçirmeniz de bir başka örnek olarak verilebilir.

5) HİNT ÖĞRETİSİNE KULAK VERİN: SONUÇLARDAN ZİYADE YAPTIKLARINIZA ODAKLANIN

Şimdiye kadar yazılmış en uzun şiir olma özelliğini taşıyan Mahabharata destanında genel olarak insan varlığının dört amacından olduğu vurgulanır: erdem ve ahlaki davranış kuralları dharma, gaye, neden ve güdü olarak tasvir edilen artha, duygusal zevkle arzuyu sembolize eden kama ve son olarak kurtuluş ve özgürleşme, yani Mokşa.

18 bölümlük Hint destanının bölümlerinden belki de en çok bilineni Bhagavad Gita’ysa dharma’ya yoğunlaşıyor ve şu mesajı temel alıyor: hayattaki görevimizi yerine getirmenin ve mutluluğa ulaşmanın sadece ve sadece sarf etmemiz gereken emeğe odaklanmakta ve bu emeğin sonuçları üzerine kafa yormamakta yatıyor.

Sonuçlara odaklanmak (bu sınavdan düşük alırsam dersi geçmem imkansız gibi) stresi arttırarak sonucun belirsizliğine olan inancı pekiştiriyor. Diğer bir taraftan yapıyor olduğunuz işe, ya da çalışmanıza odaklanmak, kontrolünüzde olan bir şeye yönelmemiz anlamına geliyor ve böylece gerginliğiniz de bununla paralel olarak artıyor.

Kaynak: ceotudent.com 

Güncelleme Tarihi: 24 Haziran 2019, 12:22
Esmanur Tuna


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER